<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>YAŞAM &#8211; Kıbrıs Ada Gazetesi</title>
	<atom:link href="https://kibrisadagazetesi.com/etiket/yasam/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://kibrisadagazetesi.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 03 Oct 2021 09:07:53 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://kibrisadagazetesi.com/wp-content/uploads/2025/03/cropped-kibris-ada-32x32.webp</url>
	<title>YAŞAM &#8211; Kıbrıs Ada Gazetesi</title>
	<link>https://kibrisadagazetesi.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yaşam süresinin uzaması topluma katkı sağlıyor</title>
		<link>https://kibrisadagazetesi.com/yasam-suresinin-uzamasi-topluma-katki-sagliyor-h21276.html</link>
					<comments>https://kibrisadagazetesi.com/yasam-suresinin-uzamasi-topluma-katki-sagliyor-h21276.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Oct 2021 09:07:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam süresinin uzaması topluma katkı sağlıyor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/yasam-suresinin-uzamasi-topluma-katki-sagliyor-h21276.html</guid>

					<description><![CDATA[Yaşlılar dijital yaşamın içine dâhil edilmeli 1 Ekim, 31 yıldır tüm dünyada Dünya Yaşlılar Günü olarak kutlanıyor. Yaşlıların ihtiyaçları için yapılması gerekenlere dikkat çekmek ve farkındalık yaratılmasını sağlamak amacıyla ilan edilen günün bu yılki teması “Her Yaş İçin Dijital Eşitlik” olarak belirlendi. Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, yaşlı kişilerin de dijital &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size:18px;">
<p></p>
<div class="entry-content">
<p>Yaşlılar dijital yaşamın içine dâhil edilmeli</p>
<p>1 Ekim, 31 yıldır tüm dünyada Dünya Yaşlılar Günü olarak kutlanıyor. Yaşlıların ihtiyaçları için yapılması gerekenlere dikkat çekmek ve farkındalık yaratılmasını sağlamak amacıyla ilan edilen günün bu yılki teması “Her Yaş İçin Dijital Eşitlik” olarak belirlendi. Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, yaşlı kişilerin de dijital dünyaya erişim ve anlamlı katılım ihtiyacı için çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor.</p>
<p> </p>
<p>Tüm dünyada 1 Ekim, her yıl Dünya Yaşlılar Günü olarak kutlanıyor. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü, 14 Aralık 1990’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından daha çok yaşlıların farkına varılmasını sağlamak amacıyla, bir farkındalık günü olarak ilan edildi. Teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerinde etkili kullanımı, sağlıklı beslenme ve sağlık için hareketli yaşamın tercih edilmesi ortalama yaşam süresinin uzamasına ve dünyada yaşlı nüfusun toplam nüfus içerisindeki payının artmasına olanak sağladı. Verilere göre, günümüzde dünyadaki 60 yaş üzeri insan nüfusu 700 milyon civarında. 2050 yılında bu rakamın 1,5 milyardan fazla kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Yaşlı nüfustaki en büyük artışın (312 milyon civarı) Doğu ve Güneydoğu Asya’da gerçekleşmesi ve 2019’da 261 milyondan 2050’de 573 milyona ulaşması bekleniyor. 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü’nün bu yılki temasının “Her Yaş İçin Dijital Eşitlik” olarak belirlendiğini belirten Beykoz Üniversitesi Meslek Yüksekokulu (MYO) Müdürü Prof. Dr. Gülten Kaptan, yaşlıların da dijital dünyaya erişim ve anlamlı katılım ihtiyacı için çalışmalar yapılması gerektiğini söylüyor.</p>
<p> </p>
<p>Yaşam süresinin uzaması topluma katkı sağlıyor</p>
<p>Yaşam süresinin uzamasının yalnızca bireylere ve ailelerine değil, topluma da katkı sağlayabileceğinin altını çizen Beykoz Üniversitesi MYO Müdürü Prof. Dr. Kaptan, “Bu ek yıllar, örneğin ileri eğitim, yeni bir kariyer veya uzun süredir ihmal edilen bir tutkunun ya da hobinin peşinden gitmek gibi yeni aktiviteleri sürdürme şansı sağlayabiliyor. Yaşlı insanların da ailelerine ve topluluklarına birçok yönden katkıda bulunabileceği gerçeğini de beraberinde yansıtıyor. Tabi ki bunun sağlanabilmesi için gereken bazı olanak ve yaşam şekillerinin oluşturulması ve yaşlılara sağlanması gerekiyor” diyor.</p>
<p> </p>
<p>Her iki kişiden biri ayrımcılık yapıyor</p>
<p>57 ülkede 83 bin 34 kişiyle yapılan bir araştırmaya göre, her iki kişiden biri orta veya yüksek yaş ayrımcılığına sahip. Bu konuda yapılması gereken çalışmalar hakkında da bilgi veren Kaptan, şöyle konuşuyor:</p>
<p>“Yaş ilerledikçe bir ya da birkaç kronik hastalığı beraberinde getiriyor. Bu konuda önlem, tedavi ve bakım olanakları sağlanmalı. Tüm sağlık personeline önemli görevler düşüyor. Bu konularda toplumun bilinçlendirilmesi için gerekli eğitimler de verilmeli. Ayrıca sosyal bakım, ekonomik durum, sosyal güvence, yaşlıların her türlü istismardan korunması ki bunlar ekonomik, fiziksel şiddet, ruhsal şiddet gibi birçok istismarı içeriyor. İlerleyen yaşlı nüfus için kalacak yer, huzur ve bakım evlerinin varlığı ve arttırılması da yapılması gerekenler arasında önemli bir yer tutuyor. Vurgulanması gereken önemli bir konu da yaşlı ayrımcılığından vazgeçilmesi konusunda toplumu bilinçlendirmek. Yaşlılar hakkındaki düşünme şeklinizi değiştirin. Onlar toplumun en tecrübeli, yaşanmışlıkları en güzel kıymetli bireyleri.”</p>
<p> </p>
<p>Bu yılın teması dijital eşitlik</p>
<p>Yaklaşık olarak küresel nüfusun yarısı dijital dünyanın içinde yer almaya imkân bulamıyor. Uluslararası Telekomünikasyon Birliği’nin raporuna göre; kadınların ve yaşlıların dijital eşitsizliği toplumdaki diğer gruplardan daha fazla yaşadıklarını gösteriyor. Yaşlıların dijital dünyaya katılımları için birtakım çalışmaların yapılması gerektiğini ifade eden MYO Müdürü, şunları söylüyor:</p>
<p>“Bilindiği gibi dijitalleşme, günümüzde yaşam kriterlerimizde devrim yarattı. Yaşlıların bu modern dijital teknolojilerin kullanımında çok geride oldukları yadsınamaz. Bu özel günün Birleşmiş Milletler teması, yaşlıların bu teknolojilerden tam olarak faydalanmadıkları konusuna ışık tutuyor. Onları ihtiyaçlarına, hobilerine ve ilgi alanlarına göre cep telefonu, internet ve bilgisayar kullanımı konusunda eğitmenin zamanının geldiği düşünülüyor. Ancak, sağlıklı ve güvende olmalarını sağlamak için bu teknolojilerle ilgili yaşlı kişilere yönelik tehditler de akılda tutulmalı. Bu bağlamda 2021 ‘Her Yaş için Dijital Eşitlik’ teması, yaşlı kişilerin dijital dünyaya erişim ve anlamlı katılım ihtiyacını teyit ediyor.”</p>
<p> </p>
<p>Ortaya çıkabilecek risklere de dikkat edilmeli</p>
<p>Yaşlıların dijital dünyaya girmeleri sağlanırken ortaya çıkabilecek birtakım risklere de dikkat edilmesi gerektiğini dile getiren Kaptan, “Tabi ki yeni riskler ortaya çıktığı gerçeği de var. Örneğin, siber suçlar ve yanlış bilgi, yaşlıların insan haklarını, mahremiyetini ve güvenliğini tehdit edebiliyor. Dijital dünyada yaşlıların mahremiyetini ve güvenliğini sağlamak için politikaların ve yasal çerçevelerin rolünün keşfedilmesi, yaşlıların haklarına ilişkin yasal olarak bağlayıcı bir belgeye ve her yaştan bir toplum için kesişen kişi merkezli bir insan hakları yaklaşımına olan ihtiyacın da vurgulaması gerekir” diyor.</p>
<p> </p>
<p>EDİTÖRE NOT: Yenilikçi vizyonu temsil eden, kalite odaklı, uluslararası yeni nesil bir üniversite olarak dikkat çeken Beykoz Üniversitesi’nin temeli İstanbul Kavacık’ta 2008 yılında Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu’nun kurulması ile atıldı. Türkiye Lojistik Araştırmaları ve Eğitimi Vakfı tarafından 2016 yılında kurulan üniversite’nin kurucu rektörlüğünü, halen üniversitenin Rektörü olan Prof. Dr. Mehmet Durman yaptı. Beykoz Üniversitesi bünyesinde bir lisansüstü programlar enstitüsü, dört fakülte, iki yüksekokul, iki meslek yüksekokulu bulunuyor. Üniversitede, “İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi” lisans eğitimi verirken, “Yabancı Diller Yüksekokulu ve Sivil Havacılık Yüksekokulu” ile “Meslek Yüksekokulu, Beykoz Lojistik Meslek Yüksekokulu” da önlisans eğitimi veriyor. “Fark yaratan bir üniversite olma” hedefiyle akademik hayatta varlığını sürdüren Beykoz Üniversitesi’nin öğrenci sayısı 4 bin 900 iken, bugüne kadar verilen mezun sayısı 5 bini aştı. İstanbul Beykoz’daki beş yerleşkede eğitim-öğretime devam eden Beykoz Üniversitesi, 231 akademisyen ve 74 idari personel, uygulamalı ve kişiye özel eğitim programları ile öğrencilerini hayata ve hayallerindeki mesleğe hazırlıyor.</p>
</p></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kibrisadagazetesi.com/yasam-suresinin-uzamasi-topluma-katki-sagliyor-h21276.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Polonez “Fit Yaşam”dan  sağlıklı ve fit lezzetler</title>
		<link>https://kibrisadagazetesi.com/polonez-fit-yasamdan-saglikli-ve-fit-lezzetler-h18049.html</link>
					<comments>https://kibrisadagazetesi.com/polonez-fit-yasamdan-saglikli-ve-fit-lezzetler-h18049.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Jul 2021 18:33:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[FIT]]></category>
		<category><![CDATA[LEZZETLER]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIKLI]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/polonez-fit-yasamdan-saglikli-ve-fit-lezzetler-h18049.html</guid>

					<description><![CDATA[Polonez “Fit Yaşam”dan sağlıklı ve fit lezzetler Temmuz 2021   Polonez’in, yüksek protein, düşük yağ ve yüzde 25 daha az sodyum içeren Fit Yaşam ürünleri, formda kalmak isteyenlere ve hayvansal yağ tüketimine dikkat edenlere yönelik, lezzetli alternatifler sunuyor.   Şarküteri et ürünleri sektöründe farklı ihtiyaçlara yönelik lezzetleri sofralarla buluşturan Polonez, fit ve formda kalmak isteyenlerin &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size:18px;">
<p></p>
<div class="entry-content">
<p>Polonez “Fit Yaşam”dan</p>
<p>sağlıklı ve fit lezzetler</p>
<p>Temmuz 2021</p>
<p> </p>
<p>Polonez’in, yüksek protein, düşük yağ ve yüzde 25 daha az sodyum içeren Fit Yaşam ürünleri, formda kalmak isteyenlere ve hayvansal yağ tüketimine dikkat edenlere yönelik, lezzetli alternatifler sunuyor.</p>
<p> </p>
<p>Şarküteri et ürünleri sektöründe farklı ihtiyaçlara yönelik lezzetleri sofralarla buluşturan Polonez, fit ve formda kalmak isteyenlerin de tercihi oluyor. Düşük yağ ve yüksek protein oranına sahip “Fit Yaşam”serisi, hindi füme etinden piliç füme etine, karabiberli dana füme etinden dana jambona kadar geniş ürün çeşitliliği sunuyor.</p>
<p> </p>
<p>Fit Yaşam serisi, içeriğindeki en fazla yüzde 2 yağ oranlarıyla hayvansal yağ tüketimine dikkat edenlerin vazgeçilmezi oluyor. Sandviçlerden salatalara, kahvaltı sofralarından atıştırmalık tabağına kadar her yemeğe lezzet katarken, düşük kalorisi sayesinde kilo alma endişesi yaratmadan rahatlıkla tüketiliyor. “Glutensiz” etiketli Fit Yaşam ürünleri, formunu koruyanların yanı sıra hem çölyak hastalarının hem de gluten tüketimine dikkat edenlerin sofralarında yerini alıyor.</p>
<p> </p>
<p>Yüzde 25 daha az sodyum</p>
<p>Ar-Ge çalışmaları sayesinde sektöre birçok ilki getiren Polonez’in “Fit Yaşam’’ grubu ürünleri, yüzde 25 oranda daha az sodyum içeriyor. Yüksek protein, düşük yağ ve düşük kalori içeren formülasyonunuyla formda kalmaya yardımcı olan lezzetler, günlük sodyum alımını da dengede tutuyor.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Polonez Hakkında: Gürel Akkaş ve Veysel Akkaş tarafından kurulan Trakya Et ve Süt Ürünleri San ve Tic. A.Ş. bünyesinde 1986 yılından bu yana faaliyet gösteren Polonez, bugün işlenmiş et ürünleri pazarındaki ilk 3 markadan biri konumundadır. İstanbul’da 5 bin metrekare kapalı alanda üretim yapan Polonez, 12 bin tona yakın yıllık işleme kapasitesi ile tüketicisinin ihtiyaçlarını ve sağlığını gözeterek geniş bir ürün gamı sunmaktadır.</p>
</p></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kibrisadagazetesi.com/polonez-fit-yasamdan-saglikli-ve-fit-lezzetler-h18049.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dizdar’ın beklenen kitabı çıktı…</title>
		<link>https://kibrisadagazetesi.com/dizdarin-beklenen-kitabi-cikti-h13938.html</link>
					<comments>https://kibrisadagazetesi.com/dizdarin-beklenen-kitabi-cikti-h13938.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Mar 2021 20:45:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugün]]></category>
		<category><![CDATA[DÜNYA]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİ]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR SANAT]]></category>
		<category><![CDATA[MAGAZİN]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[TEKNOLOJİ]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[KİTAP]]></category>
		<category><![CDATA[yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/?p=13938</guid>

					<description><![CDATA[Yavuz Dizdar’ın beklenen kitabı çıktı… Dr. Yavuz Dizdar’ın yeni kitabı “Olmak ya da Olmamak” çıktı. Yavuz Dizdar kitapta, Covid-19 pandemisini ve aşıları enine boyuna değerlendiriyor. Pandemi döneminde ekranlarda görünmemeyi tercih ettiğini ifade eden Dizdar,” Öyle görünüyor ki bu sadece bir sağlık sorunu değil. Covid-19 üzerinden bütün ailevi, sosyal, ekonomik düzenimiz, gelenekler, alışkanlıklar, ihtiyaçlarımız ve karşılanış &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yavuz Dizdar’ın beklenen kitabı çıktı…</p>
<p>Dr. Yavuz Dizdar’ın yeni kitabı “Olmak ya da Olmamak” çıktı. Yavuz Dizdar kitapta, Covid-19 pandemisini ve aşıları enine boyuna değerlendiriyor.</p>
<p>Pandemi döneminde ekranlarda görünmemeyi tercih ettiğini ifade eden Dizdar,” Öyle görünüyor ki bu sadece bir sağlık sorunu değil. Covid-19 üzerinden bütün ailevi, sosyal, ekonomik düzenimiz, gelenekler, alışkanlıklar, ihtiyaçlarımız ve karşılanış biçimleri geri dönüşsüz şekilde değişiyor ve bu bütün dünyada böyle oluyor. Kartların yeniden karılması gibi bir durumdan bahsetmiyoruz; deste değişiyor, hatta masa kapanıp yenisi açılacak. Dolayısı ile bunu bu şekilde medyada anlatmak çok zor hatta imkansız. Bundan dolayı da tüm soruları ve cevaplarını bu kitapta topladım.” dedi.</p>
<p>Konusu ve işlediği ayrıntılar itibari ile oldukça dikkat çekeceğe benzeyen eserdeki bazı satır başları ise şöyle.</p>
<p>Bu, laboratuvarda üretilmiş insan yapımı bir virüs mü?</p>
<p>İlk defa mı böyle bir şeyle karşılaşıyoruz?</p>
<p>Bu, küresel bir değişiklik için gereken bir manipülasyon mu, planlanmış bir salgın mı?</p>
<p>Devamında başka virüsler de gelecek mi, hep böyle mi yaşayacağız?</p>
<p>Pandeminin 5G teknolojisiyle ilişkisi olabilir mi?</p>
<p>Bu, dünya ölçeğinde bir nüfus azaltma projesi mi?</p>
<p>Hayatımızın bu olağanüstü hali yeni normalimiz mi?</p>
<p>Bundan sonra ne olacak, çocuklarımız nasıl bir dünyada yaşayacaklar?</p>
<p>Komplo teorilerinde kaybolmadan, gerçeklerden kopmadan ama meselenin gideceği yerin adını koymaktan da korkmadan, Yavuz Dizdar bir nehir söyleşisi tadındaki aydınlatıcı sohbetini Şükriye Özgül ile paylaşıyor. İkili daha önce de Vicdan Hayat Kurtarır kitabında bir araya gelmişti.</p>
<p>DİNÇER KARACALAR-İSTANBUL</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kibrisadagazetesi.com/dizdarin-beklenen-kitabi-cikti-h13938.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAREKETSİZ YAŞAM BÖBREK TAŞI OLUŞUMUNA NEDEN OLUYOR!</title>
		<link>https://kibrisadagazetesi.com/hareketsiz-yasam-bobrek-tasi-olusumuna-neden-oluyor-h9409.html</link>
					<comments>https://kibrisadagazetesi.com/hareketsiz-yasam-bobrek-tasi-olusumuna-neden-oluyor-h9409.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Dec 2020 11:34:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ASAYİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Bugün]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNDEM]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<category><![CDATA[YEREL HABERLER]]></category>
		<category><![CDATA[BÖBREK TAŞI OLUŞUMUNA]]></category>
		<category><![CDATA[HAREKETSİZ]]></category>
		<category><![CDATA[HAREKETSİZ YAŞAM BÖBREK TAŞI OLUŞUMUNA NEDEN OLUYOR!]]></category>
		<category><![CDATA[NEDEN OLUYOR!]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/?p=9409</guid>

					<description><![CDATA[Koronavirüs enfeksiyonu nedeniyle evde kaldığımız ve hareketsiz yaşam sürdüğümüz bu dönemde değişen beslenme alışkanlıkları ve yetersiz sıvı pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Bunlardan biri de dayanılmaz ağrı ile belirti veren böbrek taşıdır. Biruni Üniversitesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Levend Özkan böbrek taşı oluşumunu engellemek için önerilerde bulundu. Böbrek taşlarının dünya nüfusuna oranla &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koronavirüs enfeksiyonu nedeniyle evde kaldığımız ve hareketsiz yaşam sürdüğümüz bu dönemde değişen beslenme alışkanlıkları ve yetersiz sıvı pek çok sağlık sorununu da beraberinde getiriyor. Bunlardan biri de dayanılmaz ağrı ile belirti veren böbrek taşıdır.</p>
<p>Biruni Üniversitesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Levend Özkan böbrek taşı oluşumunu engellemek için önerilerde bulundu.</p>
<p>Böbrek taşlarının dünya nüfusuna oranla yüzdesi tam olarak bilinmemekle birlikte en sık görülen ürolojik rahatsızlıklardan birisidir.</p>
<p>Genel olarak bakıldığında bir bireyin yaşam boyunca taş hastalığı ile karşılaşma riski %5-10 olarak tahmin edilmektedir. Erkek hastalarda risk daha yüksek olmakla birlikte toplumlar arasında farklar görülebilmektedir.</p>
<p>Taş hastalığı dünya genelinde sıklıkla 30-50 yaşları arasında görülmektedir. Hastalık ne kadar erken ortaya çıkarsa hayat boyunca tekrar karşılaşma ihtimali o kadar yüksektir.</p>
<p>AZ SU İÇMEK, HEREKETSİZ YAŞAM VE AŞIRI TUZ EN ÖNEMLİ NEDENLER</p>
<p>Her hastada idrar yolu taşına yol açan etkeni belirlemek mümkün olmasa da taşın cinsine ve hastanın tıbbi durumuna göre taş oluşma ve tekrarlama riskinin arttığı bazı durumlar bilinmektedir. Taş cinsinden bağımsız olarak taş oluşma riskini artıran üç etken yetersiz sıvı alımı, hareketsiz yaşam tarzı ve yüksek oranda tuz (sodyum) tüketimidir.</p>
<p>Bunlar haricinde ailede taş hastalığı olması, sık idrar yolu enfeksiyonu geçirme, idrarın doğal süzülmesini ve akışını engelleyen durumlar (darlık vb), kalsiyum metabolizmasını bozan hastalıklar, geniş barsak rezeksiyonları, genetik bazı hastalıklar ve bazı ilaçlar da böbrek taşı oluşumunu ve tekrarlamasını etkileyen unsurlardır.</p>
<p>TEK TARAFLI ŞİDDETLİ AĞRI İLE BELİRTİ VERİR</p>
<p>Taş hastasını doktora getiren klasik bulgu ağrıdır. Ağrı sıklıkla tek tarafta ve gelip geçici şekilde olur (renal kolik). Ancak taşlar idrar akımına engel olmayacak bir bölgede yerleşmişse veya çok küçükken sistemden atıldıysa hiç bulgu vermeyebilir.</p>
<p>“Kum dökme” olarak tabir edilen durum taşların büyük hale gelmeden idrarla atılmasıdır. Kum dökme (kristalüri) tabiri toplumda sıkça kullanılsa da hem hastanın takibi, hem de ayırıcı tanıların dışlanması açısından tahlil ve görüntüleme yapılmadan kullanılmamalıdır.</p>
<p>Detaylı bir hikaye, basit bir idrar tahlili ve görüntüleme ile klinik olarak anlamlı taşların büyük kısmı birinci basamak sağlık kuruluşlarında tanınabilmektedir. İleri tetkik ve tedavi gerektiren durumlarda hasta mutlaka bir üroloji uzmanına yönlendirilmelidir.</p>
<p>Tanı anında idrar kanalının (üreter) altına kadar ilerlemiş küçük boyutlu taşların büyük çoğunluğu kendiliğinden idrar kesesine düşer ve idrarla atılır. Takip sürecinde ağrı kesiciler ve taşın düşmesine yardımcı olacak bazı ilaçlar kullanılabilir. Genellikle haftalık kontrol ve görüntüleme önerilir. Şiddetli ağrı veya tıkanmaya bağlı enfeksiyon gibi durumlarda taşın boyutundan bağımsız olarak erken girişim gerekebilir.</p>
<p>TEDAVİDE AMELİYATSIZ YÖNTEMLER ÖNE ÇIKIYOR</p>
<p>Taşın yerine, boyutuna, cinsine ve hastanın kendine özgü durumuna göre tedavi alternatiflerini belirlenir ve hasta ile birlikte uygulanacak tedaviye karar verilir.</p>
<p>Günümüzde tedavide girişimsel yani ameliyatsız yöntemler altın standart olarak kabul ediliyor. Bunun dışında nadir olarak açık cerrahiler uygulanıyor.</p>
<p>Dışarıdan ses dalgaları ile taş kırma (ESWL), kesi olmadan, endoskopik yolla taşın kırılması ve çıkartılması (endoskopik sistolitotripsi, üreterorenoskopi, RIRS), böbrek seviyesinde cilt dışından küçük kesi ile girilerek uygulanan endoskopik tedaviler (PCNL) en çok uygulanan yöntemler arasında yer alıyor.</p>
<p>Taş cinsinden bağımsız olarak taş oluşumu ve tekrarlamasından korunmak için bol su tüketilmeli, sofra tuzundan uzak durulmalı ve hareketsiz yaşam tarzından kaçınılmalıdır.</p>
<p>Böbrek taşları idrardaki mineral ve asit tuzlarının kristalize olmasıyla (çökmesiyle) oluşur. Doğal olarak idrar sisteminde ne kadar az su olursa mineral ve tuzların çökme ihtimali de o derecede artar.</p>
<p>Günlük sıvı miktarı dengesi idrar rengine göre ayarlanabilir. Açık sarı – beyaz renk idrar sağlıklı sıvı alımının göstergesi olarak kabul edilebilir. Koyu renkli idrar az sıvı alımının veya idrarda kanamanın habercisi olabilir. Günlük sıvı alımı küçük miktarlar halinde güne yayılarak şeklinde olmalıdır.</p>
<p>BU BESİNLERDEN UZAK DURULMALIDIR</p>
<p>Genel önlemler haricinde taşın cinsine göre diyet önerileri yapılabilir. Taşların büyük kısmını oluşturan kalsiyum-okzalat taşlarından korunmada okzalat içeren yiyeceklerin sınırlı miktarda tüketilmesi önerilir. Yüksek okzalat içeriğine sahip yaygın tüketilen besinlere örnek olarak kakao, çay, pancar ve ıspanak verilebilir. Geçmiş zamanlarda kalsiyum kaynaklarının (süt, peynir vb.) sınırlanması ve hatta tamamen kesilmesi uygulanmış olsa da günümüzde önerilmemektedir. Aksine doğal besinlerle günlük kalsiyum alımı desteklenmekte, sadece dışarıdan ve kontrolsüz kalsiyum alımı kısıtlanmaktadır.</p>
<p>İdrar yolu taşlarının yaklaşık %10’u ürik asit taşıdır. Özellikle bu taşlardan korunmada hayvansal proteinlerin kısıtlı tüketilmesi önerilmektedir.</p>
<p>Bol ve güne yayılmış şekilde su tüketiniz<br />
Dengeli ve çeşitlendirilmiş bir diyet uygulayınız. Hiçbir besin çeşidinde aşırıya kaçmayınız<br />
Diyetinizdeki tuz miktarını ve hayvansal proteini mümkün olduğunca kısıtlayınız. Proteini sebzelerden almaya ağırlık veriniz.<br />
Hareketsiz yaşam tarzından kaçınınız. Haftada 2-3 kez egzersiz yapmaya ve kilonuzu korumaya özen gösteriniz<br />
Daha önce taş düşürdüyseniz veya taş nedeniyle tedavi olduysanız mutlaka doktorunuz önerdiği şekilde takiplerinizi yaptırınız</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kibrisadagazetesi.com/hareketsiz-yasam-bobrek-tasi-olusumuna-neden-oluyor-h9409.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gece uyandıran tek taraflı kemik ağrısı oluyorsa kemik tümörü sinyali olabilir</title>
		<link>https://kibrisadagazetesi.com/gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali-olabilir-h8813.html</link>
					<comments>https://kibrisadagazetesi.com/gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali-olabilir-h8813.html#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Abdullah Yiğit]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2020 12:34:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bugün]]></category>
		<category><![CDATA[SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Doç. Dr. Selami Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<category><![CDATA[YAŞAM]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://1453kralmedya.com/gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali-olabilir-h8813.html</guid>

					<description><![CDATA[Vücudumuzdaki organ ile dokuları oluşturan hücreler anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyümeye başladıklarında, bir kitle olarak karşımıza çıkabiliyor. İşte bu kontrolsüz büyüyen dokuya ‘tümör’ deniyor. Vücudun pek çok bölgesinde oluşabilen tümör, kemikleri de tehdit edebiliyor! Kemik tümörü denildiğinde akla ilk olarak kanser gelse de, aslında çoğu iyi huylu tümörler oluyor. Genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde &#8230;]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-size:18px;"> Vücudumuzdaki organ ile dokuları oluşturan hücreler anormal ve kontrolsüz bir şekilde büyümeye başladıklarında, bir kitle olarak karşımıza çıkabiliyor. İşte bu kontrolsüz büyüyen dokuya ‘tümör’ deniyor. Vücudun pek çok bölgesinde oluşabilen tümör, kemikleri de tehdit edebiliyor! Kemik tümörü denildiğinde akla ilk olarak kanser gelse de, aslında çoğu iyi huylu tümörler oluyor.</p>
<p></p>
<div class="entry-content">
<p>Genellikle çocukluk ve ergenlik döneminde görülen kemik tümörünün tipik belirtisi olan ağrı ise ‘büyüme ağrıları’ olarak nitelendirilip, atlanabiliyor. <strong>Acıbadem Kadıköy Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak,</strong> özellikle akşam ve geceleri şiddetlenen tek taraflı ağrılarda zaman kaybetmeden bir hekime başvurulması gerektiği uyarısında bulunuyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-719" src="https://kibrisadagazetesi.com/wp-content/uploads/2020/12/Gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali.jpg" alt="" width="600" height="400"></p>
<h2><strong>Gece uyandıran tek taraflı ağrıya dikkat! </strong></h2>
<p>Kemik tümörleri ilk aşamalarda sinsi özellik sergileyebiliyor. Örneğin tümör dışarıdan fark edilecek bir büyüklüğe ulaşıncaya dek ağrısız bir seyir izleyebiliyor. Ağrılar ise sürekli ve hafif bir ağrı şeklinde olabiliyor. Hareket ve aktivite artışıyla şiddetlenmiyor. İstirahat halindeyken bile var olan ağrı, akşam ve gece kötüleşebiliyor.</p>
<p>Doç. Dr. Selami Çakmak, özellikle geceleri uyandıran, tek taraflı kemik ağrısının kemik tümörünün sinyali olabileceğine dikkat çekerek, “Tümör çevresinde bulunan sinir dokusuna baskı yaparak o sinirin sorumlu olduğu bölgelerde uyuşma, karıncalanma ve kas güçsüzlüğü şeklinde de belirti verebiliyor. Ateş ve gece terlemesi de tümörün belirtileri arasında yer alabilir” diyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-720" src="https://kibrisadagazetesi.com/wp-content/uploads/2020/12/1607603664_607_Gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali.jpg" alt="" width="600" height="400"></p>
<h2><strong>Çocuk ve ergenlerde daha sık görülüyor</strong></h2>
<p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Selami Çakmak her yaşta görülebilse de kemik tümörlerine çocuklarda ve ergenlik çağındaki gençlerde daha sık rastlandığını vurgulayarak, “Çocuklarda büyüme daha çok diz çevresinde olduğu için bu tümörler özellikle diz eklemi çevresinde sık yerleşim gösteriyor.</p>
<p>Osteosarkom daha çok büyümenin en aktif olduğu çocukluk çağında yaygın görülüyorken, Ewing Sarkom gibi kötü huylu tümörler 5-20 yaş arasında daha sık tespit ediliyor. Multipl myelom ve kondrosarkom gibi diğer sık görülen kemik tümörlerine ise daha çok 50-70 yaş aralığında rastlanıyor” diyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-721" src="https://kibrisadagazetesi.com/wp-content/uploads/2020/12/1607603664_359_Gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali.jpg" alt="" width="600" height="334"></p>
<h2><strong>Basit bir kistten kötü huylu tümörlere… </strong></h2>
<p>“Her tümör dokusu kanserdir, yani yayılır ve kötü huyludur, şeklinde bir kural yoktur” diyen Doç. Dr. Selami Çakmak, kemik tümörlerinin asıl oluşum sebebinin henüz bilinmediğini söylüyor. Doç. Dr. Selami Çakmak genetik yatkınlığın yanı sıra, radyoterapi tedavisi alan hastalarda görülme riskinin daha fazla olduğunu belirterek, diğer faktörleri şöyle anlatıyor: “En sık görülen iyi huylu kemik tümörleri kemikte oluşan basit kistin yanı sıra non-ossfiye fibrom, osteokondrom, enkondrom ve fibröz displazi adlı hastalıklardan kaynaklanıyor.</p>
<p>Kötü huylu kemik tümörleri ise doğrudan kemiğin kendisinden oluşabiliyor ya da daha yaygın olarak meme, akciğer, böbrek ve prostat kanserleri gibi diğer organlara ait kanserlerin kemiğe yayılması şeklinde görülebiliyor. Kemiğin kendisinden kaynaklanan kötü huylu tümörler arasında en yaygın görülenler ise multipl myelom, osteosarkom, Ewing sarkomu ve kondrosarkom oluyor.”</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-722" src="https://kibrisadagazetesi.com/wp-content/uploads/2020/12/1607603664_308_Gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali.jpg" alt="" width="600" height="400"></p>
<h2><strong>Şişlik varsa, zaman kaybetmeyin</strong></h2>
<p>Kemik tümörlerinde kol ve bacaklarda ağrılı veya ağrısız bir şişlik de hissedilebiliyor. Bu durumda da zaman kaybetmeden hekime başvurmak gerekiyor. Doç. Dr. Selami Çakmak bazen de iyi huylu olsa bile kemiği ileri derecede zayıflatan bir tümörün kemikte kırılmalara neden olabildiğini vurgulayarak, “Bu duruma ‘patolojik kırık’ deniliyor.” diyor.</p>
<h2><strong>Çevredeki dokuları tahrip edebiliyor </strong></h2>
<p>Kemiklerde görülen tümörlerin çoğunluğu iyi huylu tümörler oluyor. Genellikle fark edilebilir boyuta gelinceye dek belirti vermedikleri için sıklıkla başka sebeplerle çekilen röntgen, MR veya tomografi tetkiklerinde tesadüfen tespit ediliyor.</p>
<p>Vücuda yayılma riskleri daha düşük olsa da, iyi huylu tümörler bulundukları yerdeki sağlıklı kemik ile yumuşak dokularda (kas, damar, sinir gibi) baskı ve tahribata yol açabiliyor. Dolayısıyla çoğunlukla tedavi gerektirmeseler de takip edilmeleri gerekebiliyor.</p>
<p>Tanı konulma aşamasında doğru muayene, uygun tetkikler, tümörün tipi ve adını belirlemeye yönelik biyopsi, yani tümör dokusundan parça alınması işleminin doğru yapılması ise büyük önem taşıyor. Doç. Dr. Selami Çakmak tedavinin başarılı olabilmesinin ancak doğru planlama ve doğru yaklaşımla mümkün olabildiğini belirtiyor.</p>
<h2><strong>Ameliyat ne zaman gerekiyor? </strong></h2>
<p>“İyi huylu kemik ve yumuşak doku tümörlerinin her zaman cerrahi olarak çıkarılmaları gerekmeyebiliyor. Ancak takip edilmeleri önem arz ediyor.” diyen Doç. Dr. Selami Çakmak ameliyatın ne zaman gerekli olduğunu şöyle anlatıyor: “Tümör bulunduğu kemikte büyümeye devam ederse, kemikte zayıflamaya neden olup kırılmasına yol açabilecekse ve çevresindeki damar ile sinirler gibi dokularda baskı yapıp fonksiyon bozukluğuna yol açacaksa, ameliyatla çıkarılması gerekebiliyor.”</p>
<p>Ameliyat gerektiren iyi huylu tümörlerin tedavisinde genellikle sadece cerrahi yöntem yeterli olurken, kötü huylu tümörlerde ameliyatın yanı sıra kemoterapi (ilaç tedavisi) ve radyoterapi (ışın tedavisi) yöntemine de başvurulabiliyor.</p>
</p></div>
<p>Kaynak: Zirve Haber Ajansı [<b>ZHA</b>]
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://kibrisadagazetesi.com/gece-uyandiran-tek-tarafli-kemik-agrisi-oluyorsa-kemik-tumoru-sinyali-olabilir-h8813.html/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
